Bulut Diyarında Koşmak - Kaçkar Ultra Yarış Raporu :)


#1

2014 yılındaki ilk organizasyondan bugüne her yıl katılıp katılmamak arasında tereddüt yaşadığım (İçten içe katılmayı çok istediğim) ve yoğun iş temposu nedeni ile maalesef hep ertelemek zorunda kaldığım Kaçkar Ultra Maratonuna nihayet bu yıl katıldım ve katılmaktan en çok keyif aldığım iki ultra maratondan biri oldu. Neden tereddüt ediyordun derseniz kısaca açıklayayım. Amatör olarak ilgilendiğim dağcılık ve atletizm olmak üzere iki spor branşı mevcut. Bunlardan dağcılık daha çok sessiz, sakin yönüme hitap etmekte. Belirli bir stres seviyesinin üstüne çıktığımda sığınacak bir liman olmakta. Atletizm ise biraz daha deli-bozuk tarafıma hitap etmekte. Kaçkar bölgesini de ilk kez dağ faaliyetleri esnasında tanımış ve bu muhteşem topraklara otundan, böceğinden, göllerinden, vadilerinden, dağlarından, dumanından, yağmurundan, dolusundan, karından, fırtınasından, ineğinden, danasından tutunuz yayla kültürüne ve daha bir çok şeye tabiri caizse aşık olmuştum. Haftalarca bu coğrafyada son derece kısıtlı imkanlarla kalıp kamp yükü ile hayli uzun mesafeler kat edip üst üste bir çok zirve faaliyetinde bulunsam da kürkçü dükkanına her geri dönüşümde ayaklarım geri geri gitmişti. Ve geri döndüğümde nefsi ve sinirleri terbiye edilmiş bir insana dönüşüyordum. Bu coğrafyada bir yarış için bulunursam sanki aynı havayı soluyamayacakmışım gibi geliyordu. Madem öyle yarışma dedim kendi kendime. Yarışla alakalı bir strateji belirleme. Rakiplerini inceleme. Süre hedefi koyma. Parkuru inceleme. Git ve her zamankinden biraz daha uzun bir antreman yap. Karar verildi ve kayıt yapıldı :slight_smile: Aradan geçen süre içerisinde yarışa kasıtlı olarak hiç motive olmadım. Bölgenin bir çok noktasını gezmiş olmama rağmen yarış parkurunu daha önce hiç dolaşmamıştım. Bilinmeyenlerle dolu bir yarış bizi beklemekte…

Yarışa daha önce katılmamış olanlar için kısaca bir bilgi verelim. Kaçkar Ultra Maratonu, ülkemizin bence en güzel coğrafyası olan Rize - Kaçkar Dağları Milli Parkı içerisinde toplam uzunluğu 46 km, toplam irtifa kazanımı 2000 metre olan 32-33 km civarı sürekli çıkış, kalan kısmında ise sürekli iniş olan gayet ciddi bir yarış. Şahsen antreman eksiği ile katılmaya cesaret etmezdim. Parkur boyunca tadına doyulmaz manzaralar sunması nedeni ile koşarken yarışı unutmanız olası bir ihtimal. Orman içerisinde bir sis denizinin baskınına uğrayıp kendinizi gizemli bambaşka bir alemde bulabilirsiniz. Pokuttan aşağı inerken o meşhur bulut denizinin üzerinde kalıp tabiri caizse bulutların üzerinde koşabilirsiniz. Boğazına düşkün birinin aklını rotadaki böğürtlen, yaban mersini ve ahududular kolaylıkla çelebilir.

Öncesi

Verçenik Zirve – 3711 (08.09.2018 – 09.09.2018): 2018 yılı için hedef yarışım bir yol koşusu olduğu için antremanlarımı da maratona yönelik planlıyorum. Ancak yarış tarihi yaklaştıkça biraz daha mesafe ilave edip trail koşularının ağırlığını biraz artırdım. (İstanbul’da ne kadar artırılabilirse). Yarışa bir hafta kala ise planım Rize’ye gidip Kaçkarlarda birkaç gün geçirip, bir-iki zirve faaliyeti yapmak, bir-iki yayla ziyaret edip önceki faaliyetlerimde tanıştığım değerli insanları ziyaret etmek. Planıma sadık kalarak 07.09.2018 Cuma günü uçakla Trabzon’a, oradan Çayeli’ne geçerek geceyi Çayeli Doğa Sporları Kulübü’nde geçirip ertesi gün Çaydosk sporcusu değerli arkadaşlarım Alper Kaplan ve Osman Aslan ile ülkemizin K2’si olarak bilinen Verçenik Dağı tırmanışı için önce araçla Verçenik Yaylasına, oradan da 2 saatlik bir yürüyüş ile kamp alanımız Kapılı Göllere ulaştık. Gün boyu Kapılı Göllerdeki başarısız balık tutma girişimlerimiz, sohbetimiz, muhabbetimiz sonrası ertesi gün sabaha karşı açık bir havada zirve tırmanışına geçtik.


Zeminin yer yer ıslak olması nedeni ile teknik etaplarını ip açarak gerçekleştirdiğimiz tırmanış sonrası inişte yine teknik etabın ortasında yoğun kar yağışına yakalandık. Teknik etabın bitiminde ise karın durması ve aniden güneşin açması ile eriyen kar rotamızı minik bir dereye dönüştürünce hayli zor ama bir o kadarda keyifli bir zirve faaliyetine dönüştü.

Ancak kampın toplanması ve geri dönüş esnasında hayli kuvvetli bir yağmura yakalanınca korunaklı olmasına rağmen çantalarımız ve biz sucuk gibi ıslandık. Planım zirve sonrası Çamlıhemşin’de arkadaşlarımdan ayrılıp yukarı Kavrun Yaylasına çıkmak olmasına rağmen önce adam akıllı kurumak için Çayeli’nde bir gece daha geçirmeye karar verdim. Kamp esnasında kurumak (bu coğrafyada) neredeyse imkansız. Yaptığımız faaliyetten medyanın haberdar olması sonrası tırmanışımız yaptığımız çekimler de kullanılarak yerel ve ulusal medyada oldukça geniş yer tutarak bizleri de şaşırttı. Hatta ertesi gün haberlerde görüntüleri izleyen annemden de sağlam bir fırça yememe sebep oldu :slight_smile:

[https://www.ihavideo.com.tr/Video/Detay/1130361-dagcilar-kackarlarda-kara-yakalandi]

[http://www.hurriyet.com.tr/kackarlara-mevsimin-ilk-kari-dustu-40952161]

Geceyi Çaydosk’ da geçirdikten ve malzemelerimi kuruttuktan sonra ertesi gün Çamlıhemşin - Ayder aktarmalı olarak Yukarı Kavrun Yaylasına çıktım. Eğer yolunuz Yukarı Kavrun Yaylasına düşer ise kesinlikle Publik Kafe’ye uğrayıp Aydoğdu ailesi ile tanışmanızı, Hanife Teyze ile soba kenarında muhabbet etmenizi tavsiye ederim. Misafirperverlikleri, cana yakınlıkları ve hoş sohbetleri ile Hanife Teyze ve Faik Amca ile çocukları Kadir, Kayhan, ve Nurda benim için ikinci bir aile kadar kıymetlidir. Onlar da sağolsunlar beni çok kabullenmişler ki gece çadır açmama müsaade etmeyip bu yaylada kaldığım iki gece boyunca beni misafir ettiler.

Kaçkar Zirve – 3937 (11.09.2018): Kavrun Yaylasında geçirdiğim gece sonrası yarış öncesi son bir sert faaliyet yapmaya karar verip Kaçkar zirvenin yolunu tuttum. Tırmanışa biraz geç başlamam, havanın öğlen civarı bozması ihtimali ve dağda kar kalınlığının yer yer 20 cm civarı olması nedeniyle hiç mola vermeksizin dikkatli bir şekilde zirveye ulaşıp sadece 10 dk zirvede geçirdikten sonra yine son derece dikkatli ama süratli bir iniş yaptım. Dağın eteğinde (Mezovit Çayırında) başlayan gök gürültülü yağmur (dağa kar olarak yağmakta) acele etmekte haklı olduğumu göstermekteydi.

Son faaliyetimi de bitirmenin huzuru ile günün geri kalanını Kavrun yaylasında kuruyarak geçirdikten sonra ertesi gün hava açınca Kavrun Yaylasının güneydoğusunda kalan buzul göllerini ziyaret ederek yeniden yaylaya döndükten sonra planım önce Ayder’e inip sonra da yarışın start alanına yakın bir noktadaki etkinlik alanına ulaşarak kampı kurup istirahate çekilmek ve organizasyona ihtiyaç duyması halinde yardım etmekti.

Ayder’den Çamlıhemşin’e inmek üzere araç beklerken Yukarı Kavrun Yaylasında tanıştığım ve önümüzdeki birkaç gün boyunca kamp alanında komşu olacağımız Pınar Duman Erdem, Egemen Erdem, biricik kızları Defne ve Önder Abi sağolsunlar beni araçlarına alarak uzun bir yürüyüşten de kurtarmış oldular. Perşembe ve Cuma günlerini kamp alanında tembellik yapıp Fırtına Deresinde serinleyerek, kamp alanına kendi kendini bekçi tayin eden ve yarışta hepimize büyük bir sürpriz yapan sevimli köpeğimizle oynayarak geçirdikten sonra yarışın kontrol ve kayıt işlemlerini tamamlarken yarışı organize eden değerli arkadaşım Alper Dalkılıç’ın bana verilen göğüs numarasını değiştirip 02 numarayı verip bu yarışın gizli silahı sensin demesi üzerine o sessiz, sakin, antreman tadında yarışı tamamlamayı planlayan Turgay kayboldu. Kemal Sunal’ın meşhur gaza gelme sahnelerindeki gibi (yaparım dimi? ) bir anda kafada bir hedef belirdi. Neden bir sürpriz yapmayı denemeyelim ki? Bakarız işkenceye dönüşüyor, yavaşlarız olur biter :slight_smile: Acilen yarış protokolü başlatıldı. Strateji belirlendi. Bol Karbonhidrat depolandı ve erkenden çadıra dalıp hunharca bir uyku çekildi. Defalarca yarışa geç kaldığıma dair rüyalar görüp heyecanla uyanıp çadırın üstüne düşen sağanak yağmurun sesiyle kendime gelince motivasyon eksiğimin hiç kalmadığına kanaat getirmiş oldum. Bu arada bu yağmur sabah devam ederse şamataya gel :slight_smile:

Yarış Başlıyor

Yakın zamanda UTMB – CCC parkurunda yaş grubu birincisi olarak bu organizasyonda kürsüye çıkan ilk Türk olan değerli abimiz Kemal Kukul haricinde rakiplerimi (yoldaşlarımı) tanımıyordum. Kemal Abinin ise kondisyon olarak benden çok daha güçlü olduğunu biliyordum. Stratejim, yarışın ilk çeyreğinde yani nisbeten düz olan kısmında önde gidecek grupla birlikte hareket etmek, yokuşun ciddileşmeye başladığı kısımda yokuş tecrübesine binaen performans sergilemek, inişte ise Allah ne verdiyse iman gücüyle yüklenmek :slight_smile: Haydi Bismillah.

Hava aydınlanmaya başlarken kahvaltıyı sadece bir kahve ile geçiştirdim. Dün akşam normalde yemem gerekenden biraz fazlasını yediğimi hissediyorum. Abartmamakta fayda var. Kahve sonrası kıyafetleri kuşanıp, çantayı son bir kez kontrol edip start alanına doğru ısınma koşusuna başlıyorum. 3-4 km ısınma – esneme vs derken doğal olan 3-5 dk gecikme ile geri sayım başlıyor ve 07:05 civarı start veriliyor. Birkaç yüz metre sonra sıralama belirginleşiyor ve önde kalan üç kişilik gruba okeyin dördüncüsü misali kaynak yaparak yarışa başlıyorum. Henüz ilk kilometreyi geride bırakırken gruba bir kişi daha katılıyor. Ancak bu arkadaşın dört ayağı ve çok hafif bir bedeni olduğu için bize göre çok avantajlı :slight_smile: Tahmin edeceğiniz üzere kamptaki bekçi dostumuz parkur güvenliği için Jandarma’nın motorlu eskortunu yeterli görmeyerek aramıza katılmaya karar vermiş :slight_smile: Beşinci kilometredeki Zilkale istasyonuna kadar planıma sadık kalarak grubun temposuna uyuyorum. Grubun temposu sakin ve sürdürülebilir. Demek ki bir ihtimal var :wink:

Zikale’de henüz boş olan termoslarımdan birini doldurup duraksamadan devam eden Mustafa’ya yetişiyorum. Ancak istasyonda su almak için duran ekip bir türlü gelmiyor. Mustafa, Jandarma eskortumuz, ve sevimli köpeğimiz Rin Tin tin (İsim fikri Elena’ya ait :slight_smile: ) ile bir müddet devam ettikten sonra Mustafa’da geride kalınca “Acaba fazla mı hızlandım? Diye bir tereddüt yaşıyorum” Malumunuz yolumuz uzun. Biraz daha temkinli olmak lazım olabilir. Tereddütlerle devam ederken Palovit Şelalesine ulaşınca zaten yarış taktiğim gereği tempoyu yükselteceğim yokuşlu kısma ulaşmış oldum. Artık kendi konfor alanımda tempomu belirleyerek Rin Tin Tin ve eskortumuz ile beraber bu muhteşem manzaranın tadını çıkarta çıkarta yükseliyoruz. Şelaleyi biraz geçince ikinci CP alanına ulaşıyoruz. Burada suyumu takviye edip çantamın cebine birkaç dilim enerji barı ekleyerek yola koyuldum. Artık eskortumuz kendi sorumluluk alanını tamamladığı için Rin Tin Tin ile baş başa kaldık. Önceleri kendini fazla yormadan bir an önce geri dönmesini isterken bir hayli yol aldığımız için artık yarışı benimle tamamlamasını çok istiyordum. Eğer benimle bitirirse akşam kucaklayıp kürsüye çıkartacağım (tabi kendim çıkabilirsem :slight_smile: ) Arada sırada başını okşadıkça etrafımda mutlu mesut hoplayıp zıplayarak daha bir keyifleniyor. Termosumda su olmasına rağmen üzerinden geçtiğimiz her derede 10-15 saniye oyalanarak yoldaşımın su içmesini bekliyorum. Rotanın Hazindak patikasına kadar olan yokuşunu hiç yıpranmadan tamamlayarak patikaya giriş noktasında bekleyen Cumhur Abi ve diğer gönüllü arkadaşı hazırlıksız yakaladık. Biri çekim için aracın yanına koşarken öteki yoldan patikaya bağlanacağım alanı gösteriyor. Yoldaşımı görünce ikisi de hayli şaşırıyorlar. Evet yanılmadınız. Değerli dostum 20 kilometreyi aşan bir mesafeyi benimle koştu :slight_smile: Hazindak patikası 2-3 km uzunluğunda yer yer taşlarla döşenmiş tarihi ve muhteşem bir rota. Rotanın bu muhteşem patika kısmını neredeyse tamamını koşarak geçip iki yıl önce kampta bir ayı tarafından ziyaret edildiğim Hazindak Yaylasının yaklaşık 500 metre uzağındaki kamp alanına ulaştım. Anıları yad etmeye vakit yok diyerek hız kesmeden yaylaya vardım ancak burada bir dikkatsizlik yaparak rotayı kaçırdım. Neyse ki 40-50 metre sonra fark ederek geri döndüm. Ancak bu noktada yayladaki kalabalık tarafından dikkati dağıtılan yoldaşım Rin Tin Tin gözden kayboldu. Aşağıdaki fotoğraflar beraber son görüntülerimizdir.

Yayla çıkışındaki istasyonda bir-iki dilim tuzlu bisküvi alıp suyumu takviye ederek Pokut tırmanışı öncesi inişi oldukça sert bir tempo ile geçtim. Pokut tırmanışı başladığında yavaş yavaş yorgunluk belirtileri başladı. İstasyonda suyuma karıştırdığım kola sanırım midemi biraz bozdu. Yoldaşım da yarışı terk edince motivasyon biraz azaldı galiba :frowning: Tedbiren bir jel açıp mideye indirerek istasyondan aldığım limon ve enerji barlarından biraz aldım. Tempomu bozmayarak Pokut’a oradan kısa bir patika ile Sal’a ulaşıp son istasyona girdim.

Burada birazcık enerji içeceği-su-gıda takviyesi yaptıktan sonra yarışın uzun inişi başladı. Vadinin harika manzarası insanı yarışı bırakıp bir ağacın dibinde oturmaya teşvik etmekte. Şimdi aşağılardan bir bulut denizi gelip vadiye dolsa tadından yenmez :slight_smile: İnişleri oldum olası pek sevmem. Diz kapağımdan birkaç sakatlık geçirdiğim için bu inişin dizlerimdeki o sakatlıkları yeniden uyandırmasından çekiniyordum. Ancak yavaşlayıp buraya kadar taşıdığım dereceyi bu noktadan sonra bırakmak istemiyordum. Dahası dün akşam geçen yılın sonuçlarına bakmıştım ve şu an geçen yılın süresini yakalamanın hesaplarını yapıyordum. Ancak saatim şayet mesafeyi doğru ölçtüyse (hep eksik ölçer) şu an bu çok zor görünüyor. Dik kısımlarda kontrollü, eğimin azaldığı kısımlarda ise deli bir tempo ile devam ediyorum. Ancak bir müddet sonra iniş, yokuştan daha yorucu olmaya başladı. Hızım yavaş yavaş azalmaya, dalağım şişmeye başladı. O son makarnayı yemeyecektim dün akşam :slight_smile: Dahası ara ara oldukça popüler olan Pokut ve Sal Yaylalarına gelen tur minibüsleri ve özel araçların sayıları artmaya başladı. Keşke yarışın bu kısmı için MP3 alsaydım yanıma. Biraz müzik açıp motivasyon takviyesi yapardım. Şu an aklıma gelen tek müzik Rize’li dağcıların aşağıdaki dörtlüğü:

Verdum ona motori (motor: motorlu testere)
Gittu ormanı biçti
Bir yar sevdum Rize’den
O da ağzuma s.çti

Söyleyip söyleyip gülüyorum. Güldükçe dalağım daha da ağrıyor. Ağrıdıkça söylüyor, söyledikçe gülüyor, güldükçe yavaşlıyor, yavaşladıkça söylüyorum :slight_smile: Allah’ım başka bir şeyler hatırlat bana. Amiiiin :slight_smile: Bu kez de Amir Khan’ın filmi Dangal’ın antreman müziği geliyor aklıma. Ama nakarat kısmı “Dangal Dangal” iken “mangal mangal” olarak geliyor aklıma. Yine gülüyorum, dalak şişiyor, yavaşlıyorum. Bu nasıl bir döngüdür arkadaş :slight_smile: yok mu lan adam akıllı bir müzik? Belleğe ulaşılamıyor. Ah ulan Rin Tin Tin! Sen de terk et beni sende git. Şimdi Kemal Abi gelip şamarlayıp geçecek :slight_smile: Aha da aşağıda finish göründü. Vallaha göründü Billaha göründü. Topukla topukla!.. Saate bakıyorum, geçen yılın süresine çok az bir vakit var. Yetişmek çok zor görünüyor. Ama Allah ne verdiyse betona dönüşen parkurda dalağa malağa aldırmayıp yükleniyorum. Nefes kesiliyor. Ağzımdan soluduğum kulağımdan çıkıyor, burnumdan soluduğumun nerden çıktığını ne siz sorun ne ben söyleyeyim :smile: İçimden Allah Allah nidalarıyla inişi tamamlayıp son 300 metrelik düz kısma ulaşıyorum. Finish noktası kadrajıma girdi. Yaklaşıyorum ama kimse görmüyor. Herkes Çinçiva köprüsünden gelen 5K koşucularına odaklanmış. Son 20 metrede birileri fark ediyor “46 geliyor 46 geliyooor” ama o arada ben de zaten finish çizgisine palas pandıras dalıyorum.

Alper “Hazırlıksız yakaladın, bir kez daha alalım” diyor. Nasıl yani bir tur daha mı atayım? El insaf :slight_smile: Valla kusura bakma en fazla elii metre giderim :slight_smile: Fotoğraf için iki kez daha finish girişi yapıyorum. Akıldaki soru= süre ne oldu? Saat kaydı tamamlıyor veeeee 04:12:07. Geçen yılın sonuçlarında birincinin süresi 04:12. Eh küsüratı saymazsak oldu bu iş :sunglasses:

Birkaç damacana su içip J kramplardan korunmak için soğuma jogu amacıyla parkura girince tahmin ettiğim üzere çok yaklaşmış olan Kemal Abi geliyor. “Neredeydin be oğlum kayboldun sandım, bravo” diyor. Jog sonrası esneme vs derken Kemal Abiyle konuşurken yarışın sürprizi erkek rakiplerini geride bırakarak yarışı üçüncü sırada tamamlayan Ezgi Akdesir geliyor. Ancak sürprizler bitti mi? Hayır! Biraz serinlemek için Fırtına Deresine inip döndükten sonra bir de bakıyorum ki yarışın yarısından fazlasını benimle koşan sevimli yoldaşım Rin Tin Tin Çinçiva Köprüsü girişinde yatıyor :slight_smile: Aşağıda göreceğinizüzere meğer benden sonra başka koşucuların peşine takılıp parkuru tamamlamış.


Sesimi duyunca gözlerinden sadece birini aşıp tepki olarak da kuyruğunun ucunu birkaç kez salladı. Yorgunluk seviyesini varın siz hesaplayın :grinning: Hikayesini anlatınca bir anda ilgi odağı oldu. Günün kalanında parkuru tamamlayan koşucuları karşılayıp sevinçlerine ortak olmaya, coşkulu bir şekilde karşılamaya çalıştık.

Akşam olurken yukarıda isimlerini zikrettiğim kıymetli komşularım tarafından hazırlanıp ikram edilen ziyafete parkurun iyice yıprattığı ve aksayarak yürüyen sevimli yoldaşımla beraber katıldık. Ödül töreninde Alper’de köpeği ve hikayesini anons edince bir anda ilgi odağı haline geldi. Sevenler, besleyenler vs garibim neye uğradığını şaşırdı :crazy_face:


Ödül töreni sonrası katılımcılar Cumhur Abinin DJ performansı ile Karadeniz müzikleri eşliğinde coştukça coştu. Tam müzik kesildi derken bu kez de yörenin gençleri canlı tulum sefası ile tüm ahaliyi horona kaldırdı. Tam o da bitti, artık dönüş için hazırlık vakti diyip çadırıma çekilmiştim ki bu kez canlı gitar başladı. Umarım Akdeniz Akşamları çalmazlar diyerek dönüş için çantamı hazırlayıp günü bitirmiş oldum. (Çalmadılar :slight_smile: ) Tabi gece çadırların etrafında dolaşan başıboş köpeklere posta koyan Rin Tin Tin’i korumak için çadırdan çıkmak zorunda kaldığımı saymazsak :slight_smile:

Değerlendirme

Yarış akşamına kadar herhangi bir hedef koymadığım bu organizasyonda Alper Dalkılıç’ın verdiği ara gaz sonrası daha önce zihinsel bir hazırlık yapmamış olmama rağmen beklentimin üzerinde bir sonuç aldım. Yol yarışları için uyguladığım yoğun antremanların ve haftalık uzunları orta zorluklardaki trail parkurlarında koşmanın faydalı olduğunu düşünüyorum. Son hafta yaptığım iki sert zirve faaliyetinin ise normalde olumsuz etki yapması riski mevcut olmasına rağmen iki günlük pasif dinlenme sanırım bu etkiyi yok etti. Hatta belki de uzun Hazindak çıkışına faydası bile olmuştur.

Gelelim yarışın değerlendirmesine…

Eleştirel bir gözle bakıldığında her yarışta kusur bulunabilir. Ancak eğer ki söz konusu yarış Kaçkar gibi çok ama çok zor bir coğrafyada düzenleniyor ise, Verilen destek az veya yok ise, organize edecek insan gücü sınırlı ise ufak tefek kusurları dile getirmek bence biraz şımarıklık olur. Bu nedenle herhangi bir eleştiri dile getiremiyorum. Bunun yerine şunu söyleyebilirim: Çok daha fazlası yapılabilir mi? Eğer yeterli insan gücü, yeterli sponsor desteği ile organizasyonun yöre halkı tarafından ve yerel yönetimler tarafından da sahiplenilmesi sağlanabilirse iddia ediyorum 3-4 yıl içerisinde UTMB ile eşdeğer bir organizasyona dönüşebilir. Kuzey-Güney transından tutunuz, riski düşük zirveleri kapsayan, onlarca yayladan geçen dev bir yarış elbette organize edilebilir. Ancak bunun için resmi kurumların tam desteği, kuvvetli bir sponsor desteği, ve kurulacak onlarca istasyon ve rotanın kritik noktaları için bir tabur arazi koşullarına dayanıklı gönüllü insan gücü gerekir. Ve maalesef bu saydıklarımız elimizde yok. Bu yarışı marka haline getirmek ancak ve ancak hepimizin desteği ile mümkün olabilir. Umarız ileride bu saydığımız aktörler de yavaş yavaş temin edilir ve Rize’de her yıl binlerce katılımcıyı ağırlama imkanı bulabiliriz. Şahsen gönüllüyüm :wink:
Soru: Bu yarışa katılmayı tavsiye eder misiniz?
Cevap: Kesinlikle evet. Eğer gerçek bir koşucu iseniz, yani konforunuzdan ödün verebiliyorsanız, limitlerinizi test etmek istiyorsanız, tüm bunları tadına doyulmaz bir manzara eşliğinde gerçekleştirme imkanını tavsiye etmemek delilik olur. Ancak müşteri memnuniyeti beklentisi edası ile gelmemenizi tavsiye ederim. Sizleri memnun etmek ve güzel bir deneyim yaşatmak için koşuşturan harika insanlar olacak.
Ultralarda tecrübeniz var ise kendinizi uzun bir çıkış ve uzun bir inişle test edin derim. Ben test ettim ve memnun kaldım.
Ultra macerasına yeni atıldı iseniz daha uzun mesafelere geçmeden önce 46 km de kendinizi bir deneyin derim.
Daha uzun parkurlarda mücadele etmeyi düşünüyorsanız mükemmel bir hazırlık yarışı olarak tavsiye ederim.
İyi de ben o kadar koşamam ki derseniz 15K ve 5K parkurlarını da düşünebilirsiniz.

Uzun lafın kısası gelin be kardeşim. Çok da düşünmeyin. Daha önce katılmadığınıza pişman vaziyette döneceğinizi düşünüyorum.

Ülkemizin bana göre en güzel, ve bir o kadar da zorlu coğrafyasında sınırlı imkanları seferber ederek bizlere bu unutulmaz deneyimi yaşatan değerli arkadaşım Alper Dalkılıç’a, son dakikaya kadar koşuşturup gah istasyonlarda, gah rotada arı gibi çalışan sevgili Elena Polyekova ’ya organizasyonun cephe gerisindeki kahramanı Cumhur Fevzi Baştuhan ’a, kayıtta ve istasyonlarda canla başla çalışan güler yüzlü gönüllü kardeşlerimize, emeği geçen diğer tüm arkadaşlara can-ı gönülden teşekkür ederim. İyi ki varsınız. Haklarınızı helal ediniz

DJ ver müziği…

Verdum ona motorii
Gitti ormanu biçtiiii…
:smile:

Edit: Yüklemedeki yavaşlık nedeni ile fotoğraflar tasarladığım sıralama ile yüklenmemiş. Karışık marışık idare ediverin artık :slight_smile:


#2

Bu sene programa dahil edemedim, ama her yarış raporu sonrası tırnaklarımı yiyorum, coğrafyayı gördükten sonra…:confused:
‘‘Kaçkar ultra’’ seneye ölmezsem geleceğim…:smiley:


#3

Turgay tebrikler, yazı da sonuç kadar nefis olmuş.


#4

Turgay harika bir rapor ellerine sağlık, gülerek okudum! Yarış için kocaman tebrikler, yetmedi gelip de tüm gelenleri karşıladın, harikasın! Rin Tin Tin ismi Cumhur verdi, ben olsam artık Run Tin Tin derim ama ! Sevgiler. :slight_smile:


#5

Turgay ne kadar güzel anlatmışsın okurken tekrar yaşadım parkuru, öncelikle harika bir dost harika bir koşu arkadaşı kazandık bu yarış sayesinde, iyi ki kesişti yollarımız, obamız seneye daha da büyüyecek eminim. . Defne yukarı kavrunda kamp diyor başka birşey demiyor😉


#6

Müthiş bir rapor olmuş! :fist_right: Yarış öncesi zirve faaliyetiniz nefesimi kesti :)) Hakkını vermişsiniz. Başarılarının ve raporlarının devamını dilerim.


#7

@runforrestrun önümüzdeki yıl start tagında görüşmek dileğiyle diyelim :wink:


#8

@muzozmen Çok teşekkür ederim. Beğenilmesine sevindim :slight_smile:


#9

@Yelena Çok teşekkür ederim. Umarım seneye Run Tin Tin yine oralarda olur :slight_smile: Hepiniz iyi ki varsınız…


#10

@pinard Sizleri tanımak, komşu olmak çok güzeldi. Önümüzdeki yıl bir aksilik olmazsa buzul göllerini, mezovit çayırını vs ziyaret ederiz. Defne’yi öpüyorum :slight_smile:


#11

@kosuju Teşekkür ederim. Zirve faaliyetimiz hepimiz için son bir kaç yılın en keyifli faaliyeti idi. Start taglarında görüşmek dileğiyle :slight_smile:


#12

çok güzel yazı olmuş yüreğinize sağlık, sonuç için ayrıca tebrikler.


#13

tebrikler,güzel bir rapor olmuş. bu parkurda hangi ayakkabıyı kullandınız?


#14

@Drandon Teşekkür ederim :handshake::slight_smile:


#15

@mmustafa Teşekkür ederim. Adidas Response Trail ile koştum. Biraz ağır, ama çamurlu - istikrarsız zeminlerde kullanışlı bir ayakkabı. İçi geniş olmasına karşın bilek kısmında ayağı sıkı sıkıya sardığı için ayak içeride başına buyruk dolaşmıyor. Bu yüzden de ciddi bir vurma vs olmadı. Ayrıca bu özelliği nedeni ile uzun iniş esnasında parmakların ayakkabının önüne yığılıp perişan olmasını engelledi. Geniş taban, hayli bozuk olan patika zeminde bilek dönmesi riskini engelliyor. Tabandaki boost tabaka uzun iniş esnasında dizlerin şoktan daha az etkilenmesini sağlamış olabilir. Normalde bu ayakkabıyı çok severek kullanmasamda bu parkurda işimi kolaylaştırdığını düşünüyorum. Bu parkurda Speedcross gibi çok daha pahalı bir ayakkabıdan daha iyi iş çıkarttı sanırım. Ayakkabıdan çok anlamayan biri olarak görüşlerim bunlardan ibaret :slight_smile:


#16

teşekkür ederim cevabınız için. sağlıklı koşular dilerim…


#17

tebrikler, başarılarınızın devamını diliyorum


#18

Kapımız açık her daim bekliyoruz, 3 yıldır “sonraki sene kesin geliyorum”
diyenlerden olmamak için harekete geçmekte fayda var. :slight_smile:


#19

Turgay, gözlerimden yaş geldi okurken! :joy: (bu emoji meğer bunun için varmış, yerinde kullanalım o halde…) Şahanesinnnnnnnn! Enerjine, kalemine, müziğine, aklına fikrine sağlık! Daha nice yarışlarda da karşılaşmak dileğimle! Patikalardan uzak kalma! :kissing_heart:


#20

@bikeg Teşekkür ederim :grinning: Beğenilmesine sevindim. Daha nice yarışlar koşup, nice müziklerle motive olacağız :smile: