Salomon Cappadocia Ultra-Trail 2018 Değerlendirmeler ve Raporlar


#1

Büyük organizasyon geride kaldı. Forumda ortalığı daha düzenli tutmak adına hemen bir başlık açayım dedim. Yarış hakkındaki değerlendirmelerinizi ve varsa raporlarınızı bu başlık altında paylaşabilirsiniz.

İlk olarak istatistikleri ben yazayım:

CUT - Ultra Trail 119 km: Bitiren 201 kişi (181 erkek, 20 kadın)
CMT - Medium Trail 63 km: Bitiren 433 kişi (341 erkek, 92 kadın)
CST - Short Trail 38 km: Bitiren 863 kişi (574 erkek, 289 kadın)
Toplam bitiren 1497 kişi (1096 erkek, 401 kadın)

Raporlar:


#2

Ek olarak katılımcı sayısında geçen seneye oranla

CUT: (206->272) %32
2018(KAYIT: 316 / BAŞLAYAN: 272 / BİTİREN: 201)
Kayıt ile Bitiren arasında: -%36 / Başlayan ile Bitiren arasında= -%26

CMT: (332->465) %40
2018(KAYIT: 509 / BAŞLAYAN: 465 / BİTİREN: 433)
Kayıt ile Bitiren arasında: -%15 / Başlayan ile Bitiren arasında= -%7

CST: (775->947) %22
2018(KAYIT: 1131 / BAŞLAYAN:947 / BİTİREN: 863)
Kayıt ile Bitiren arasında: -%24 / Başlayan ile Bitiren arasında= -%9

Geçen seneye göre kayıt ve bitiren oranları da hesaplanabilir tabi. Öte yandan kişinin bu seneki zaman sonuçlarını geçen sene ile karşılaştırırsak da enteresan sonuçlar elde ediliyor.

Laf üstüne laf söylemiş gibi oldum ama affola.

İzlenimlerim:

Organizatörler toplantısı keyifliydi, kendilerinden çokça şikayet duyduk :slight_smile: Yöre-yerel halkla ilgili eleştirilerin hepsine katılmıyorum, eğer medya yoluyla iletişim kurmakta güçlük çekiyorsanız yerel paydaşlardan daha çok destek almak gerekecektir ki bu son aylar ve haftalardan çok yıl içine serpiştirilmesi gerekli, bu kültürün oluşması uzun bir süreç, bir 5-10 yıl daha sabretmek ve farklı yollar denemek gerek. Hepimiz UTMB videolarındaki gibi bir ortam ve seyirci hayal ediyoruz ama yurt dışında böyle diyip burayı eleştirmenin çok bir manası yok. Çok farklı kültürler ve sorunlar…

Bu sene 63K özelinde geç saatte bitirenlere yapılan karşılama çok güzeldi, kendi eşime yapılan tezahüratlar beni bile duygulandırdı.

Parkurda oldukça fazla fransız vardı alkışlar ve alé sesleri arasında yol aldık, güzeldi.

İşaretlemeler ve gönüllüler yine harikaydı. Yalnızca CP’ler özellikle Çavuşin rutubetli ve havasızdı içerideki gönüllülere yazık. Katılımcı artışından dolayı CP’ler yetmemeye başlamış seneye aynı artışla devam ederse hem dar vadi yolları hem de CP’ler nasıl geçer bilinmez.

T-shirt ve Yelek geçen seneye göre daha kaliteli gözüküyor, teşekkürler.

Kiminle konuştuysam herkesin sorunu Göreme-Çavuşin arası olmuş. (CMT özelinde)

Aykut Hoca’ya Göreme istasyonundaki desteği sebebiyle teşekkürler.

Otel rezervasyonları ve bunu sorunsuz yönetebilmek büyük başarı ve artı, Mustafa Otel’e girdiğimizde biz daha sormadan kahvaltıyla ilgili bilgi verildi ve eksiksizdi. Belliki bu konuyla ilgili organizasyon departmanı iyi çalışmış, tabi bütün oteller aynı olmayabilir biz bu sefer şanslıydık.

Kendi istatistiklerimi paylaşmam gerekirse:


#3

Her ikinize ve de yeni paylaşımlar yapacaklara şimdiden çok teşekkürler, emeğinize sağlık. :slight_smile:


#4

CUT - Ultra Trail 119 km etabında hiç Türk kadın koşucu yok muydu?


#5

CUT ve CMT parkuru üzerinde geçmişte ip inişi olan kısma merdiven yapılmış olması isabetli olmuş. Önceki senelerde bu bölümde yığılmalar olmuştu.


#6

BiKoşuAdana Esra Dinçer - 38K

http://bikosuadana.com/index.php/2018/10/22/2018-salomon-cappadocia-cst-38k-yaris-raporu-esra-dincer/


#7

BiKoşuAdana Ece Şanıvar Koçak - 38K

http://bikosuadana.com/index.php/2018/10/22/hem-sempatik-hem-zalimsin-kapodokya-ece-sanivar-kocak/


#8

Merhabalar herkese,
Yorucu tuz gölü yarışından sonra kısa bir aladağlar 15k koşusu ve aslında bu sene katılmayı hiç planlamadığım kapadokya 63k da buldum kendimi. Benim için bu yarış iyi bir kıyaslama olacaktı.

Şöyle ki geçen sene 61.50km yi 10 saat 36 dakikada tamamlamıştım ve bu yarışta yanlış ayakkabı seçimimin süremi etkilediğime inanmıştım. Artık bunu ispatlamak için tek yapmam gereken farklı bir ayakkabı ve aynı antremansızlıkla hazırlanıp bu yarışı tamamlamaktı:))

Kısaca geçen sene koştuğum yarışıma değinirsem, ayağımda destek olmayan merrell trail glove 3 ile yarışa başlamıştım. Yarışın göreme ara noktasından sonra artık sol diz kapağım yerinden çıkmış gibi mahvolmuştu, geri kalan mesafeyi sol ayağımı sürerek bitirmek zorunda kalmıştım. Özellikle son iki etap, 35 kişinin yanımdan vızır vızır geçmesi
morelimi hafif bozmuştu ama yine de yarışı gereken sürenin içerisinde tamamlamıştım. (kopmuş sol diz kapağımla) (gerçekten ne oldu bilmiyorum ama hissettiğim böyleydi:))
Bu sene kapadadokyaya tam tersi bir tercih ile hoka one one atr 3 ile katıldım. (niyetim geçen sene son iki istasyonda yaşadıklarımı tekrar etmemek ve yarışı güçlü şekilde bitirmekti.)

Gelelim hazırlık sürecine. Hazırlanamadım ne yazık ki yine. Zaten katılmayı düşünmediğim için antremanlarımı hep
kısa tutmuştum. Karar verdikten sonra da birkaç çıkış antremanı yapma şansım oldu apartman dairesinde o kadar. (Adanada olunca insan, yokuş idmanı için yer bulmak sorun oluyor.:))
Son bir hafta izin aldım. Bir uzun, bir kısa antreman yaparım diye ama ne yazık ki ilk izin günüme boğaz ağrısıyla uyanınca, şansımı seveyim (siz anladınız gerçek kelimeyi) dedim. Yataktan doğrulup hemen bir pastil yuvarlayıp yarış haftasını çorba içerek ve kendime bakarak geçirdim.
Kapadokyaya yarıştan birgün önce akşam 8 gibi varabildim. Koşu paketimi teslim aldım ve artık kısa bir uyku sonrası bütün bir yıl boyunca aklıma çelen sorunun
cevabını almaya hazırdım. Destekli ve desteksiz ayakkabı farkı?

Yarışa aynı geçen sene ki ritmim ile başladım. Her ne kadar 2017 de ki sonucumun faturasını ayakkabıya kessem de, kendime güvenemediğimden güvenli tarafta kalmak istedim:)) ve göreme ara noktasına neredeyse aynı sürede geldim diyebilirim. Artık kıyaslama başlamıştı benim için. Ama onun öncesinde Aykut Abiyi orada gördüğüme çok mutlu olmuştum. Kendisiyle daha önce tanışmamış ama imzalı kitabı başucumda yerini almıştı. Bir heyecan ve yorgunlukla hemen selam verip fotoğraf çekilebilirmiyiz dedim.
Saolsun beni kırmayıp çantamdan kendisi telefonumu çıkartıp beraber bir fotoğraf çekildikten sonra telefonu yerleştirdi. Tam tersi istikamete doğru yol alırken ne tarafa doğru gidiyorsun diyip, bana doğru yolu da gösterdikten sonra yarışın ikinci kısmı başladı benim için:)) Evet gelelim geçen sene tükenmiş olan sol ayağıma, bu sene yerli yerindeydi diz kapağım. 2017 de yürüyerek geçtiğim yerleri ceylan gibi sekiyordum.:)) (hissettiğim ceylan,
Gerçekte sincap olabilir) Göreme - Çavuşin arasını 2017 de 4,92 km/h bu sene 5,48 km/h ile geçiyordum. (bence yarışın en sıkı aralığı, belirteyim dedim)
Ama hala yine bir teslik olacak diye yüklenmekten çekiniyordum. Sonra Çavuşin-Akdağ arası 2017 de 2,75 km/h, bu sene 3,34 km/h ile geçmiş oldum. Son istasyona girdiğimde
kendimi çok iyi hissediyordum. Artık güvenim iyice kendine gelmişti ve sol diz kapağım hala yerinde:)) O zaman run volcan run dedim kendime. Geçen sene kamplumbağa misali ilerleyebildiğim rotada bu sene ayaklarımı yerden keserek ilerliyordum. Artık ben bir pacman olmuş önümdeki koşucuları bılıp bılıp sesleri
geçiyordum :)) ve 2017 de son iki istasyonda 35 kişi beni geçmişken bu sene ben 36 kişiyi geçerek 9.44.58 gibi bir süre ile bitirmiş oldum. 2017 akdağ - ürgüp 5,88km/h 2018 akdağ - ürgüp 9.09km/h
Bundan sonra ayakkabı konusundaki tercihim tabii ki hep destek tam destek olacak:))

Son bir konuya daha değinmeden geçemeyeceğim. Yöre halkı ve işletmecilerine yazıklar olsun. 63 km boyunca bütün gördüğüm yabancı turistler hem sözle hem de alkışla destek olurken, yerli turist ve yöre esnafı somurtmakla yetindi. Böyle bir organizasyon, binlerce insan gelmiş, ekonomiye ciddi katkı, en azından otel sahiplerinin ve esnafın yerinde olsam hem kendim çıkarım hemde çalışanları çıkarıp bir alkış, güzel bir destek sözü söyletirdim.
Ne yazık ki böyle güzel bir coğrafya böyle bir kültürsüzlüğü hak etmiyor.

Güzel başladığım raporumu böyle bir şekilde bitirdiğim için de üzgünüm. Herkse sevgiler saygılar.

Unutmuşum özür dilerim. Bu güzel organizasyonda emeği geçen herkese, ara noktalarda ki bütün çalışanlar ve destek ekibine teşekkürü kendi adıma borç bilirim.

Volkan Murat Uzun


#9

Düzenleyenlere, katılanlara , gönüllülere ve emeği geçenlere sonsuz teşekkürler. Her şey güzeldi.

Yöre halkı olaydan bi haberdi, ancak market sahipleri bunun acısını çekiyorlardı. Powerade stokları bitmiş ağlıyorlardı :slight_smile:


#10

Kendi adıma çok kötü bir sonuçla bitirmiş olsam da başarılı bir organizasyondu. Herşey tıkır tıkır işledi. Işaretleme, yönlendirme, bilgilendirme, transfer, kayıt, T-shirt, CP ikram, turistlerin desteği (nasıl mutlu ediyormuş meğer insanı), herşey 10 numara idi.

Merdiven kısmı beğenilmiş olsa da, tabiat parkına beton dökme işini ben açıkçası yadırgadım. Milli bitki örtümüz oldu beton.

Yöre halkından desteği geçtik ama köstek olmasa bari :roll_eyes: iki ayağım su toplamış güç bela koşarken kendince komik birinin sataşması hiç de sempatik gelmiyor.

Ödül töreninde sunucunun yabancı koşucuların isimlerini yarım yamalak söyleyip geçiştirmesini özensiz buldum. Dereceye girdiği belli, bi’ zahmet çalışıp sorup öyle anons etmek zor olmasa gerek. Oraya gelmiş birine saygısızlık bence.

En büyük alkış da bence katılımcılara, yurdumda bu kadar medeni insan başka hangi organizasyonda bir araya geliyor :thinking:


#11

Buranın konusu değil artık ama:

Sizlere de organizatörlere de hak veriyorum, bunca ülkeden insan geliyor ama yerel halk ve esnaf nasıl bilgisiz ve ilgisiz. Aydın Bey’in panel’de söylediği bir şey vardı, işitsel ve görsel olarak iletişim kurmaya çalışıyoruz ama olmuyor, mal bu.

Elinizdeki veriler belli, esnafa faydalar belki anlatılıyordur belki anlatılmıyordur, esnaf nasıl olsa turist geliyor ve kazancım belli diyordur, doyuma ulaşmıştır, burada muhtarından, köy öğretmenine, müze müdüründen yerel yönetimine, sanayicilerine, meslek odalarına (panel’de bir bey aynı şeyi söyledi) kadar herkese bize nasıl panel yapıldıysa onlarada bu organizasyon anlatılmalı, yıl içerisinde belli dönemlerde neler yapılabileceği anlatılmalı, turizm ofisleri rota üzerinde bazı etkinlikler düzenleyebilir, yerel turistlere yerel halka düdükler, ses çıkaran promosyonel malzemeler verebilir, yani yapılabilecek çok ama çok şey var, tabiki kültür seviyesi düşük, tabi fransız neşeyle çığırırken bizim esnafımız benimde başıma geldiği gibi “elin yabancısı koşuyor bak sen sigara içiyosun arkada kalmışsın” diyor, seni yolunacak kaz gibi görüyor, bunlar bütün yörelerde oluyor.

Misal Cappadox zamanı nasıl iğne atsan düşmüyorsa, performans sanatçılarını, müzisyenleri bu etkinlikle birleştirebilecek insiyatifler çıkacaktır. Akdağ’a çıktığımda bir enstalasyon görmek, Uçhisar’da bir müzik duymak isterdim…

Bu değişimler hemen olmayacak, 5 yılda değil belki bir 10 yıl daha olmayacak ama belkide yarışın 10. senesinde yeteri kadar üzerine gidilebilirse, Türkiye’de sadece yarışmak için değil izlenmek için gelinen bir yarış olacak. Belkide doğru soru “koşuyu nasıl izletirsin ve motive edersin” olabilir… Hepinizinde bildiği gibi daha İstanbul Maratonu izlenmiyor.

Ben umutluyum zamanla olacak:)


#12

Herkese merhabalar bende ilk defa koştuğum en uzun mesafe olan 38 k lık parkurun kısa bir yarış raporunu kendimce sizlerle paylaştık dan sonra aklıma takılan birkaç olumsuzluğu sizlerle paylaşmak istiyorum

Öncelikle 38k koştuğum en uzun mesafe olup tuz gölü 21k deneyimimi saymazsak ilk trail yarışım idi.Yarışa iyi hazırlandım ancak yarışdan 1 gün önce gelen kırgınlık ve yarış sabahı oluşan boğaz ağrısı ve burun akıntısı hem moral bozukluğu hemde halsizlik olarak biraz kötü etkiledi
Yarış öncesi son uzunum olan 35k antrenmanımdaki dereceme göre kendime 4 saat ile 4saat 15 dk arası bir süre belirlemiştim.(sanki yılların ultracısı gibide hemen süre hedefi koymuşum :slight_smile: )Ancak gel gelelim yarışda ki en iyi kazanç tecrübeymiş bende bunu 30. km de acı bir şekilde öğrenicekdim.
Önceki günkü teknik toplantıda birçok deneyimli sporcuyu görüp onlarla muhabbet etme şansım oldu
Parkuru ilk defa koşacağım için onlardan bilgi dilenmeye başladım (şaka şaka çok alçak gönüllü insanlar ne sorsan söylüyorlar )Faruk Kar abiye parkurda nasıl bir ayakkabı giymem gerektiğini sordum bana anlattıklarından sonra yol koşularında giydiğim nike vomero 13 ile yarışa çıkıp yarış sonrası teşekkürlerimle kulağını çınlatmışım dır.
Gerçekten süper bir tercihti.
Sevgili Alper Dalkılıça da tuz ihtiyacım için verdiği tavsiyeden ötürü ayrıca teşekkür ediyorum.

Yarış sabahı burun akıntısı ve boğaz şişliği ile yarışa birlikte katıldığım arkadaşım Salih ile start sırasına karıştık
Starttan sonra kalabalıkta önlere çıkarak kendime bir pace belirledim
Arkadaşım daha hızlı bir ritimle başlayıp ilk km de gözden kaybolmuşdu(buda onun hatasıydı :smile:)
ilk cp ye kadar gayet rahat geldim sularım neredeyse azalmamıştı bile istediğim tempodan daha hızlı koşmama rağmen yorgunluk hissetmiyordum
tabi buna güvenip işi çok abartmadım alışkın olduğum pace lerde devam ettim .
13. km de tekrar Salihi yakaladım biraz yorgun gözüküyordu .Bir süre yokuş çıkarken yanından yürüyüp iniş bölümünde bana yetişeceğini düşünerek tempomu biraz artırdım
Bu Salih i yarışta son görüşümdü.
Aslında amacımız yarışı yan yana koşmaktı ancak şartlar herkes için değişkenlik gösterebiliyor herkes kendi sınavını veriyor.
2. cp ye gayet güçlü bir şekilde geldim bacaklarımda bir ağrı herhangi bir bitkinlik yoktu.
Sularımın biri bitmiş diğeri yarıdaydı.
Hızlıca 2 sinide fulledim 2 bardak su ve 1 maden suyu içip yola devam ettim.
2. cp den sonraki orman bölümde önümdeki yabancı çift 100 mt yanlış yola girince bende onlarla birlikte biraz sapmış oldum .
Saatim beni bende onları uyararak doğru yola ani dönüş yaptık :wink:
Gel gelelim her şey çok güzel gidiyordu lakin birşeyler olmalıydı yoksa nasıl tecrübe kazanacaktım :slight_smile:
2 cp dir artan sularım bitime daha 10 km kala neredeyse bitmek üzereydi
Bitişe 8 km kala ise tamamen tükenmişti.
Benmi çok içmiştim cp demi az doldurmuştum çözemedim ama olan olmuştu.
Daha önce böyle bir şey başıma gelmediği için ne yapacağımı bilemedim ve belkide en yapmaman gereken şeyi yapıp 1 enerji jeli yutup biran öce finish e varma parolası ile hızımı artırdım.
Gel gelelim parolayı 3 kez yanlış girmiş gibi her şey kitlendi
Daha önce hiç başıma gelmeyen kramp problemi ile karşılaştım
Yokuş aşağı koşamaz oldum durup defalarca açma germe yaptım
Dizlerimin üstündeki bacaklarımın iç tarafına bakan kaslarımın tenis topu şeklini aldığını gördüm
Bırakın koşmayı yürüyerek bile zor gidiyordum.
yaklaşık 1.5 km tempolu yürüdükten sonra hafif yokuş yukarı bir rampa gördüm
buradan hafif tempo koşarak çıkabildim ancak inişlerde koşamıyordum
Bu durumun inerken kullandığım kaslarıma fazla yüklenme ve susuzlukla ilgili olduğunu düşünüyorum
37. km kadar yokuş yukarı koş yokuş aşağı yürü şeklinde gelebildim.
Rampalarda geçtiğim koşucular yokuş aşağı beni geçiyor sonraki rampada tekrar geçiyorum ve yokuş aşağı geçiliyordum bu şelilde son km ye kadar geldim
son km tatlı bir eğimle finish i koşarak geçebildim ve 4 saat 30 dakikada yarışı bitirmiş oldum
Yarış sonunda kendimi iyi hissediyordum pt academy çok güzel bir masaj yaptı
Bu masaj sayesinde çarşıda akşama kadar gezebildik
Salih de benden 30 dk sonra finish deydi
Aynı susuzluk probleminden oda muzdarip olmuş

Yarış ve organizason zaten herkesin ortak görüşü olarak Türkiyenin en iyi organizasyonu şeklinde
ancak tecrübesizliğimin de yardımıyla kafamdaki birkaç soruyu sizlerle paylaşayım

1)Yarışlarda bazı zorunlu malzemeler var işte toplamda 1lt su kabı düdük telefon vs ancak elinde tek su şişesi ile koşan birçok arkadaş vardı

  1. olan sporcu bile tek su şişesi ile gelmiş finish e
    yani o sporcu zaten çanta ile de 1. olurdu zaten kendisi milli atletimiz ancak yarış içinde birçok 500 ml tek matara ile koşan yarışmacıya rastladım bu benim dikkatimi çekti

2)119 ve 64 km koşan sporculara polar verilip 38 koşana verilmemesi biraz üvey evlat muamelesi yaşattı
maddi değerinden çok manevi değeri olan bir anı olurdu sıcak kış günlerinde giyip ısınıp sizi hatırlardık :slight_smile: olmadı argeus :pensive:

3)Gel gelelim en derinden yaralayan yöre insanına
Çarşıdan geçerken uzak doğulu turistlerin alkış tutup yöre esnafının önüme izmarit atması :man_facepalming:
Daha kaç yüzyıl geçmesi lazım bu kültürden o kültüre sıçramak için

Her şeye rağmen seneye gelirmiyim gelirim
Polarımıda yanımda getiririm :smiley:


#13

Öneriler için teşekkürler :slight_smile: Organizatörler ve yarışmacılar toplantısına da katıldığın için çok teşekkürler. :slight_smile: İstanbul Maratonu bu sene 40.yaşında ve değişen bir şey olmayacak, ne mi değişmeyecek? İstanbul halkının arabama nasıl yola çıkamam, yol neden kapalı tepkilerini yol boyu görecek tekrar yarışmacılar. Herkes kendi lokasyoundan bahsediyor diyebilirsin, olsun yazayım: Yıl 2016, soğuk ve karlı bir gün akşamında akşam Ayder’ de Marsis konseri için sahne hazır, Marsis sahneye çıktı, hava şansımıza biraz daha iyi, konser yerel bir kanaldan da canlı yayınlanıyor, bir arkadaşımız sahne yakınında markete uğruyor ve soruyor: Abi neden Tv yerine dışarıdan dinlemiyorsun konseri, canlı canlı daha iyi olur, yanıtı “Boşver daha böyle daha iyidur” , ertesi gün sabahı yarış takını Ayder’ e kuracağız, arkadaşın yanına gelen bir teyze “Kapat oni kapat oni” diyor müzik için. Yıl 2017, yerel bir gazeteci yarış bittikten sonra şöyle bir haber yapabiliyor: “Beton mikseri koşucular arasına daldı ve paniğe neden oldu” Ödül törenine hazırlanan bizleri İngiltere’ den bir arkadaşım arıyor ve “İyi misiniz?” diyor.
Bunları neden yazdım? Emin ol her şey unutuluyor hemen, zaman geliyor, yarışmacılar, konuklar geliyor ve yöredeki insanlar kabulleniyor ve sonra her şey unutuluyor. Bir de bazı konuların telafisi mümkün değil, 2 gün bilemedin 3 gün kalan koşucular en iyi şekilde konuk edilmeli ancak “Sikinti yok, bir dahaki sefere” sözleriyle karşılaşılabiliyor. Toplantıda anlatsam uzun olacaktı buradan yazma ihtiyacı hissettim.
5 belki de 10 sene neler olacak bilmem ama sponsor ve yerel yönetimlerin ilgisizliğiyle sanırım yarışlar artık daha da zorlanacak gibi görünüyor. Umarız her şey iyi olur, spora ve sağlıklı yaşama devam. :slight_smile:


#14

Merhabalar,
Ben de 63k yarışını bitirip, tadı damağında kalanlardanım. Daha önce hiç 42.2 km’nin üzerinde koşmadığım için bazı endişelerim vardı ve güne gergin başladım, ancak sonu benim için rüya gibi oldu. Yarış raporu yazmak yerine ben koşularımı, aktivite sırasında kaydediyorum. Kendimce de sonrasında editleyip, gelecekte aynı parkuru koşacaklar için yol göstermesi açısından youtube’a yüklüyorum. Linkini aşağıda paylaşıyorum, umarım beğenirsiniz. Sevgiler. Mehmet


#15

BiKoşuAdana Fulya Özen - 38k

http://bikosuadana.com/index.php/2018/10/23/2018-cappadocia-short-trail-fulya-ozen-yaris-raporu/


#16

BiKoşuAdana Nuran Baykal - 38K

http://bikosuadana.com/index.php/2018/10/23/kapadokya-ultra-trail-korksun-benden-2018-nuran-baykal/


#17

Bu yarış benim için -belki biraz klişe olacak- acı, kan, ter, gözyaşı ve tüm bunlara rağmen olağanüstü diye özetlenebilecek nitelikteydi. Ultra deneyimimin pek olmaması, hemen herkesi kötü etkileyen Göreme-Çavuşin arasının yıpratıcılığına maruz kalmama sebep oldu. Çavuşin’e ulaşana kadar akla karayı seçtim, sonrasına devam edip etmeme konusunda ise tamamen kararsızdım. Ta ki oradaki koşucuları görene kadar… Acı çekmenin ve zorlanmanın bana has olmadığını herkesin sorun yaşadığını ve bir şekilde üstesinden gelmeye çalıştığını görmek, ağrıdan kasılmış sırtıma ve beton dökülmüş bacaklarıma söz geçirmeme sebep oldu. Ne olursa olsun o lanet dağa çıkacaktım. Belki istediğim süre olan 7 saatin başlarını yakalayamadım ama sonlarına yetiştim ve unutmayacağım bir macerayı kendi zaferimle sonuçlandırdım. Yarışta emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.


#18

Konuyu dağıtmadan bir şey sormak istiyorum. Patikaya uygun ayakkabı ile koşulması nasıl denetleniyor? 63 k koşan bir çok kişide kayano , ultraboost gibi asfalt /pist ayakkabısı vardı. Bu kuralı organizasyon uygulamıyor mu yoksa spor ayakkabı olması yeterli mi?


#19

Yarışın sitesinde zorunlu malzeme “uygun ayakkabı”, önerilen ise “patikaya uygun ayakkabı” görünüyor. Organizasyonun birşeyi denetlemesi gerekmediğini düşünüyorum.


#20

Bu da benim yarış raporum