Koşmaya Utanmak


#1

Merhabalar. 19 yaşındayım. İstanbul/Kağıthanede oturuyorum. Yaklaşık 2 yıldır ne zaman koşu yapmaya niyetlensem bir şey engel oluyor. Kıyafetlerimi giyiyorum, kendimi motive etmeye çalışıyorum "hadi yavrucum, hadi canım, yaparsın sen, alt tarafı koşu yapacaksın kim sana neden baksın?"diyorum ama dediğimle kalıyorum :smiley: İnsanların bakışlarından çekiniyorum.
Bu konuda ne yapabilirim ? Tavsiye verir misiniz ?


#2

Ben yaşamadım ama, başlangıçta yaşanabilecek bir duygu. Türkiye’de sokakta çıkıp koşma kültürü ne yazık ki pek yok. Diğer taraftan, arabalar, yarattığı kirlilik v.s çok da sokakta koşuyu keyifli kılmıyor. Benim sana tavsiyem başlangıç olarak, sosyal platformlardan rahatlıkla ulaşabileceğin koşu gruplarına katılman. çoğu sokakta koşuyorlar. Bu sayede hem yeni koşucularla tanışırsın, hem de sokakta koşmaya alışırsın.


#3

İstanbul kocaman bir mega kent kimse kimseyi tanımaz 1 sokak öteye gittinmi seni kimse bilmez. Rahat ol bak biz küçüçük ilçelerde köylerde mahalle aralarında koşuyoruz rahat ol mahalle baskısına boyun eğme.


#4

Doğrusunu söylemek gerekirse evet insanlar bakıyor, lafla sataşıyor ve hatta koştuğun için sana kızabiliyorlar. Kendi adıma oldukça kilolu başladığım için bunun ne demek olduğunu iyi biliyorum. Toplum, kendi normallerinin içerisinde görmediği her türlü farklılığa bu şekilde yaklaşır, spor yapmak da bu ülkenin normallerinin çok dışında. Ancak bu önemli değil. Bunlar hızla alışacağınız ve çok kısa bir süre sonra umursamayacağınız davranışlar. Koşu gruplarına katılmak, evinize yakın yerlerdeki koşucuların olduğu (ve dolayısı ile insanların daha alışkın olduğu) parkurları bulmak, doğada koşmak bunlar iyi fikirler. Önemli olan başlamak ve zinciri kırmamak. Koşuyor olmanın hayatınıza katacaklarının yanında bu çekincenizin hiç de önemli olmadığını yaşayarak göreceksiniz.


#5

Güneş gözlüğü, şapka, bandana, bol kıyafetler, kulaklık işe yarayabilir ama asıl soru belki de şu, bu hayat sizin mi mahalle baskısında bulunanların mı? Benim çevremde bir tane koşan insan yok, insanlar çok şaşkın bakıyorlar sabah 6 da koştuğumu söylediğim zaman ben ise artık benim normal onların anormal olduklarını düşünüyorum, en önemli kazanımı özgürlük hissi ve mutluluk hormonu. Vakit kaybetmeyin.


#6

Başlangıçta ben de utanıyordum, beni koşarken görenler ne düşünüyor acaba diye düşünür sokakta koşmaya çekinirdim. Ama şimdi bakış açımı değiştirdim: Ne düşündükleri onların problemi, benim değil :slight_smile: Bir de şöyle düşünmeye başladım, belki de beni sokaklarda koşarken gören hayatında hiç koşmayı düşünmemiş ya da sizin gibi utanan biri beni görüp ilham alacak, koşmak için motive olacak… Bu konuda size tavsiyem iç sesinizi olumsuzdan olumluya değiştirmeniz.
İyi koşular.


#7

Zannediyorum herkes tarafından koşuya yeni başlandığında yaşanmıştır. Aslında bunun bir adım ötesi daha fenadır. Taytla bisiklete binmek :smile: Bunun alışma süreci daha sıkıntılıdır kesinlikle. Tabi bu zamanla, yaşadıkça oturacak şeyler (mesela kanter içinde nefes nefese su almak için bir bakkala yada yol üstü benzin istasyonuna girdiğinde, içeceğin sudan başka hiçbir şeyin önemli olmaması gibi). Herşeyden önce önemli olan keyif aldığın şeyi yapmak ve bu standardı hayatına entegre edebilmek.


#8

Bütün tavsiyeler bir yana her gün, bir geçen günden ne kadar özgüvenini arttığını görünce o zaman kurtulacaksın bu baskıdan. Çıkıp sokakta futbol oynasan kimse herhalde tenezül edip bakmaz bile halbuki insanın doğasında olan aktivitelerden biri olan koşu olunca herkes “mars taşı” görmüş gibi oluyor. Lafın özü sokakta kimseyi rahatsız etmeden kendi özgüvenini arttırdıkça bu işten keyif almaya başlayacaksın emin ol buna.


#9

Koşuya başladığım ilk zamanlarda kış akşamları oturduğum sitenin bahçesinde (o zaman daha dar alanlarda koşuyordum) suların içinde koşarken, benim de aklıma gelmedi değil. Komşular bakıpta bu adam bu saatte, bu soğukta şapur şupur bu suların içinde neden koşuyor, bir problem mi var, deli midir nedir? düşüncesini kendim de sorguladım. Ama bu durumda şu mukayeseyi yaptım, eğer şu anda evde olsaydım, ya da beni eleştirebilecek insanlar şu anda evlerinde ne yapıyorlar? Atomu parçalamadıkları gerçek (zaten bunu yapan insanlarda beni görüp eleştirmeyecekler aksine alkışlayacaklardır), yerine muhtemelen tv’de adını sayamayacağım muhtelif bir sürü programdan birine saatlerce kilitlenip duruyorlardır, ya da türevi şeyler… Şu anda bunu yapmayıp evde olsaydım örneğin ailemle vakit geçirmeliydim, kitap okumalıydım kısmını ise sanıyorum koşu ile birlikte daha verimli yapmaya başladım. Bu nedenle nerede yaşıyorsan, dışarı çık ve koş, zamanla çok daha rahat edeceksin, insanlara da güzel bir örnek olacaksın.


#10

Keşke 19 yaşında iken ben de böyle bir forumda bu soruyu sorsaydım. Ben de utandığım için kenardan köşeden kendimi yerleşim birimi dışına atar orada koşardım. Ayda yılda bir 3k koşardım.Mahalleye yaklaşınca yürürdüm. Belki de bu utanma olmasa daha düzenli spor yapmış olurdum.
Hepsinin canı cehenneme dostum :stuck_out_tongue_winking_eye:
Koşmaya devam et.


#11

Keşke 19 yaşında iken koşmak gibi bir zevkin farkında olsa idim. :smiley:

Yoksa bakışlar hikaye, umursamaya gerek yok. Koşmaya geceleri çıktığım için işçi servisini bekleyen durakların önünden geçiyorum bazen. Adamlar diyordur, biz montla donuyoruz; bu manyak tişörtle kan ter içinde kalmış ne halt yemeğe koşuyor diye. :smiley:

Alışık olmadığımız şeylere büyük ihtimal biz de benzer tepkiler veriyoruz. Bir seferinde bisikletle tura çıktık. Tabi tüm arkadaşların 28" yol yarış bisikleti var, benim 26" mtb. 90 KM’de bırakacaktım ben evime varacağım için, onlar devam edecekti. Son 20 KM’de bir rüzgar, eve kendimi atana kadar pert oldum. Sonra bunlar harbiden deli dedim ki bir şey yemeden rüzgara karşı daha 80 KM yapmaya kalkıştıkları için. Ben de uzun turlara çıksam da harbiden de bunu düşündüm hani, hiç akıl karı değildi ki haklılığımı 10 KM sonra enerjilerinin tükenip erik ağaçlarına dalmaya başlamaları ile anlamış oldum. :smiley: O yüzden yollarda yürüyen, dikilen insanların bizim hakkımızda olumsuz düşünceler beslemesi hiç anormal değil ve umrumda da değil. :smiley: Bisiklet taytı da çok yakışıyor yani. :smiley:


#12

Ben de bu basit koşu kültürünün ülkemizde gelişmediğini hatta hiçbir zaman gelişemeyeceğini düşünenlerdenim.
İzmir gibi bir yerde bile koşan bir kimseye dünya dışı bir varlıkmış gibi şaşıran gözler var… ilk başlarda can sıkan durumla şimdilerde hiç umursamıyorum.
Bu ilgi çekiciliğin bir çok nedeni olabilir… refleks olarak da gayri ihtiyari pek tabi koşan insan a bakılabilir.
Asıl sorun esiri olduğumuz paranın dünyasında nasıl birlikte koşacak kimseler ve alanlar bulacağız? Bu işi nasıl geliştireceğiz(alt yapı,olanaklar,teşvik,kültür vs)
Bu da ayrı bir başlık konusu sanırım. Çünkü insanların bu iş için ayıracakları yarım saatleri bile yok ne yazık ki.


#13

Bir de bisiklet üzerinde tayt ve traşlı bacaklara nasıl baktıklarını bilsen :slight_smile: Boşver, hiç takılma böyle şeylere, zaten zamanla alışacaksın ve sana çok normal gelecek koşmak. Bakışları görmeyeceksin bile…


#14

Turkiye de kosarken kahvede oturan arkadaslar bana "Yaw oglum napiyon! olcen gari gel otur bu sicakta deli mi s**ti seni? " diye bagirmislardi sigara icerlerken… :slight_smile: cekinme zamanla alisirsin…


#15

Bu konuyu görünce utanıyorum.


#16

Dün öğlen 75 km kadar bir bisiklet sürdüm, iki şehir arasında. Aralarında bir kasabada bir bakkala uğradım. Adamla baya gülüştük, otobüs paranı vereyim bin git diyor; zayıflamak için desem şişman da değilsin diyor. :smiley:


#17

Ne utanacaksın boş ver onları.Utanacak olanlar varsa,sana o duyguyu hissettirenler olmalı.Aslın da sen çok özel birisisin ve pek çok insanın ‘‘aslında bende çok istiyorum yapmayı ama,şu sebeplerden ötürü fırsat bulamıyorum’’ diyenlerdir çevremizdeki pek çok insan…Aslın da koşu guruplarına girdikçe ,dünyanın her tarafında benzer davranış örneklerinin yaşandığını duyuyoruz…Hiç tereddütsüz çıkın sokakalara ve kendinizi özgürlüğün kanatlarıyla uçun…Sizi hiç bir şey yıldıramaz…Başarılar…


#18

İçine doğduğumuz ‘‘elalem ne der’’ kültürü maalesef kısıtlayıcı olabiliyor. Utanmanızda çok garip bir durum yok, dışarıya olan duyarlılık herkeste farklı seviyelerdedir. Güzel tarafı ise bu duygunun farkında olmanız. Bu durumu aşılması gereken bir engel gibi görmektense durumu anlamaya çalışın mutlak faydasını görürsünüz.

Nacizane tavsiyem, duygunuzu evde bırakmayın, onu da yanınıza alın minik minik sınırlarınızı test edin. Biraz yürüyün, biraz koşun. Müzik dinleyerek kendinizi izole edin. Daha seyrek yerler ile başlayıp özgüveniniz arttıkça alanınızı genişletebilirsiniz.

Ve ümidim, siz bir kez koşmanın keyfine vardıktan sonra bunların hepsi geçmiş bir diyalog olarak burada arşivde kalacak.

Ben, yaşadığım muhit nedeniyle şehrin göbeğinde koşuyorum. Uzun zaman kimseler yoktu ortalıkta ama son bir sene ciddi bir artış oldu. Hatta mahallede bir de koşu grubu kurulmuş, her ne kadar üç km koşup beş selfie çekseler de çok güzel gelişmeler. Yavaş yavaş ahali de buna alışıyor… Tayt, bandana, renkli ayakkabıların testesteron seviyelerini tehlikeye atmadığını görünce onlar da gevşiyor.


#19

Hasbahçe’deki Kağıthane stadında koşmaktan utanmayan bir sürü insan bulabilir, utangaçlığını orda atabilirsin :wink:


#20

Utanmak, çekinmek, göze alamamak, mahalle baskısı adını ne koyarsanız koyun bana kalırsa içinde bulunduğumuz şartlara göre ( ikamet edilen muhit, yaş, cinsiyet, kıyafet vs ) değişkenlik arz ediyor. Takılmayın demek bence bu tarz bir sorun yaşandığında çözüm değil. Zira birimizin takılmayacağı bir faktör bir başkası için göze alınamayacak bir risk olabilir. Bana kalırsa bu tarz rahatsız edici dış müdahalelerden çekiniyorsak yapılabilecek en mantıklı şey antrenman saatinizi günün ilk ışıklarına denk gelecek şekilde ayarlamak olabilir. Zira sabah 5-7 arasında zaten sokakta tek tük insan olur. Onların çoğu da işine gücüne yetişmeye çalışan kimselerdir. Kimse kalkıp sizin koşunuzla ve tipinizle uğraşmaya kalkmaz. Kimselere takılmadan sakin bir şekilde koşunuzu tamamlar gönül rahatlığıyla işinize gücünüze bakarsınız.